Skip to Content

Bir Şeyi Allah'ı Sever Gibi Sevmek; Endâd Edinmek. Endâd ve Nidd Ne Demektir?.

Bir Şeyi Allah

Bir Şeyi Allah'ı Sever Gibi Sevmek; Endâd Edinmek

 
Endâd ve Nidd Ne Demektir?
 
"Endâd" kelimesi, "nidd"in
çoğuludur. Nidd: Misil, denk, eş, benzer demektir. Açıkça tapınılsın veya
tapınılmasın ilah yerine konan, tanrı olarak benimsenen Allah'ın dışındaki
şeylere denir. Birbiriyle çekişen, tartışan ortaklar için de bu kelime
kullanılır.
Kur'ân-ı Kerim'de hepsi çoğul
olarak "endâd" şeklinde ve 6 âyette geçer (2/Bakara, 22, 165; 14/İbrahim,
30; 34/Sebe', 33; 39/Zümer, 8; 41/Fussılet, 9). Endâd kelimesinin âyette
neler veya kimler hakkında kullanıldığı konusunda Fahreddin Râzi, şu bilgileri
verir: Âlimler, "endâd" (ortaklar, eşler) kelimesi ile ne murad edildiği
hususunda değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Bu görüşler üç başlıkta
incelenebilir:
1- Endâd, müşriklerin
kendilerini Allah'a yaklaştırsınlar diye ilâh edindikleri, fayda ve zararını
umup bekledikleri, başları dara düştüğünde kendilerine yöneldikleri, adaklarda
bulunup kurban kestikleri putlardır. Bu, çoğu müfessirin görüşüdür. Bu görüşe
göre, putlar birbirlerinin endâdı (eşi, ortağı) dır; Allah'ın ortakları değil.
Veya bunun mânâsı, "o müşriklerin bozuk zanlarınca bu putlar, Allah'ın birer eşi
ve ortağı (endâdı)dırlar. 
2- Onlar, müşriklerin
kendilerine itaat edip, onlara itaat ettikleri zaman Allah'ın haramlarını helâl,
helâllarını da haram saydıkları başkanlarıdır. Müşrikler, mü'minlerin Allah'a
boyun eğmeyi kendilerine gerekli görüşü gibi, reislerine boyun eğip onlara son
derece saygı duymayı kendilerine gerekli görüp onları Allah'ın endâdı edinirler.
Bu görüş, Süddî'den rivayet edilmiştir.
3- Sûfilerin ve
âriflerin görüşüdür: Allah'tan başka kalbini meşgul eden her şeyi, sen, kalbinde
Allah'ın birer niddi (eşi, ortağı) kabul etmişsin demektir. Bu da Cenab-ı
Hakk'ın: "Hevâ ve hevesini, ilâhı edinen kimseyi gördün mü?"  (45/Câsiye,
23) âyetinde murad ettiği mânâdır.[1]                              

Buhârî ve Müslim'de İbn
Mes'ud'un naklettiği hadiste denilir ki: "Ben, 'Ey Allah'ın Rasülü, günahların
en büyüğü hangisidir?'  diye sorduğumda, buyurdu ki: "En tec'ale lillâhi
nidden ve hüve halekake (Allah, seni yaratmış olduğu halde kendisine nidd/şirk
koşmandır)."  Muaz'ın rivayet ettiği  hadis de buna benzer. Onun naklettiği
hadiste Rasülüllah (s.a.s.) buyurur ki: "Bilir misin, Allah'ın kulları
üzerindeki hakkı nedir? Ona ibâdet edip hiçbir şeyi O'na ortak koşmamalarıdır."
İbn Mâce'nin rivâyet ettiği bir başka hadiste ise şöyle buyrulur: "Sizden
hiç biriniz Allah isterse ve falan da isterse demesin. 'İnşâallah', yani ' Allah
isterse' desin." Bütün bunlar, Allah Teala'nın zatındaki tevhidi korumak ve
muhafaza etmek içindir.  
Aslında âlemde varlığı,
kudreti, yaratıcılığı, ilmi ve hikmeti bakımından Allah'a nidd/ denk olabilecek
bir şeriki/ortağı Allah'a ispata çalışan hiç kimse yoktur. Fakat, Allah'tan
başka ma'bûd edinmeye gelince, bunu yapan pek çok grup vardır.[2]
İşte bu kulluk da bile bile Allah'a endâd / denk olabilecek ortaklar koşmak
demektir.
"İnsanlardan kimi, Allah'tan
başka eşler tutar; Allah'ı sever gibi onları severler." (2/Bakara, 165)
Allah'tan başka şeylere de Allah'ın sıfatları gibi sıfatlar verirler. Veya
Allah'ı sever gibi başka şeyleri severler. Allah'ın verdiği nimetleri de
sebeplerden bilirler. Oysa insanı yaratan, yağmuru gönderen ve rızkı veren
yalnız Allah'tır. Fiillerinde yaratılana benzemeyen, zatında ve sıfatlarında da
benzemez.[3]  

Mevdudi, endâd (eş ve ortak
tutma) konusunda şunları söyler: "O'na endâd / ortak koşarlar..." Onlar, 
Allah'ın  belirli  nitelik  ve  güçlerini  başkalarına  atfetmişlerdir ve bu
yüzden O'nun haklarını başka ilahlara verirler. Örneğin, tüm tabiat güçleri
üzerinde kontrolün sadece Allah'ın elinde olmasına, yaratıklarının ihtiyaçlarını
karşılama, onların duâ ve isteklerini duyma gücüne sadece Allah'ın sahip
olmasına, gizli ve açığı sadece O'nun bilmesine rağmen, yine de başkalarını
yardıma çağırırlar; Allah'ın sıfat ve güçlerini başkalarına atfederler ve
böylece O'na ortak koşmuş olurlar.
Kullarının O'nu tek Hâkim, tek
otorite olarak kabul etmeleri, O'nun önünde secde etmeleri, gizli ve açıkça
yalnız O'ndan korkmaları, Allah'ın kayıtsız-şartsız hakkıdır. Fakat kullar bu
hakların bir kısmını veya hepsini başkalarına verirlerse o zaman O'na ortak
koşmuş olurlar. Neyin haram, neyin helal, neyin pis, neyin temiz olduğunu
belirleme hakkı da Allah'a mahsustur. Kullarının hak ve görevlerini belirleme,
onlara belli yasaklar koyma otoritesi de O'nundur. Bu nedenle, bu haklardan bir
kısmını kendisine ait kabul eden kimseler, şirk koşmuşlardır. Hâkim olarak
tanınmak, sadece O'na lâyıktır. Kulları olarak insanlar, O'nun emirlerini nihâî
otorite olarak kabul etmeli ve doğru yola ulaşmak için O'na yönelmelidirler. O
halde bu hakları Allah'tan başkasına veren kişi, şirk/ortak koşmuş demektir.
Aynı şekilde bu nitelik ve haklardan herhangi birine sahip olduğunu iddia eden
ve başkalarının, bu özelliklerin kendilerinde bulunduğuna inanmalarını isteyen
kişi ve kurumlar, resmen ilâhlık iddiasında bulunsalar da, bulunmasalar da
kendilerini Allah'a ortak koşmuş olurlar.[4]
Tevhid akidesinin berraklığını
ve sadeliğini korumak için Kur'an-ı Kerim'in şiddetle yasakladığı Allah'a endâd/eş
koşma keyfiyeti, her zaman müşriklerin yapageldiği gibi birtakım şeyleri ilah
ittihaz edip Allah'la birlikte onlara da ibadet şeklinde olmaz. Bunun, çeşitli
şekilleriyle bir de gizli olanı vardır. Mesela, ümitlerini herhangi bir şekilde
Allah'tan başkasına bağlamak; Allah'tan başkasından korkmak; her ne sûretle
olursa olsun vâki olan zarar ve faydanın Allah'tan başkasından geldiğine inanmak
şirkin bir çeşididir. Yani gizlice Allah'a şirk koşmak demektir. İbn Abbas
(r.a.) bir rivâyetinde şöyle demektedir: Ayette geçen "endâd" öyle bir gizli
şirk çeşididir ki bu gizlilik, gecenin karanlığında kaypak-siyah taş üzerinde
yürüyen karıncanın ayak seslerinden daha gizlidir. Bir kimsenin "Ey falan, Allah
hakkı için, hayatımı sana borçluyum" gibi tabirler kullanması;  "eğer şu köpek
olmasaydı dün bize hırsız gelmişti" , "Ördek (veya kaz) evde olmasaydı hırsızlar
gelirdi." şeklinde konuşması; meselâ arkadaşına: "Allah ve sen isterseniz bu iş
olur", "Allah'la falan adam olmasaydı işimiz olmayacaktı" gibi söz söylemesi hep
bu endâdın yani gizli şirkin bir çeşididir. Diğer bir hadis-i şerifte, bir
adamın Peygamberimiz (s.a.s.)'e "Allah ve sen isterseniz"  dediği ve bu söze
karşılık Raslül-i Ekrem'in: "E cealtenî lillâhi niddâ (Beni Allah'a nidd/eş
mi koşuyorsun?" buyurduğu rivâyet edilir.[5]
Kur'ân-ı Kerim'e ilk muhâtap
olanların gününde Allah'a endâd ve emsal edilen şeyler; ağaçlar, taşlar,
yıldızlar, melekler veya şeytanlardan ibaretti. Allah'a eş koşulan bu varlıklar,
câhiliyyenin her devresinde eşya, şahıs, işaret ve değerler halinde ifade
edilmiştir. Bunlar, Allah'ın adıyla yan yana zikredildiği ve kalplerdeki Allah
sevgisine ortak edildiği takdirde bu hal, gizli veya açık bir şirktir. Ya
kalplerden Allah sevgisini silip de, yerine O'na endâd ve emsâl edinilenlerin
sevgileri yerleştirilirse?!
 

 

[1]
Elmalılı, c.1, s. 2+34

[2]
Tefsir-i Kebir c. 2 s.133

[3]
Mehmet Soysaldı, K. Semantiği Açısından İnançla İlgili Temel Kavramlar, s.
80-81

[4]
Mevdûdi, Tefhimu'l-Kur'an, c. 1, s. 135

[5]
Seyyid Kutub, Fi Zılali'l-Kur'an, c. 1, s. 96. Karşılaştırın: İbn Kesir, c.
2, s. 210

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar