Skip to Content

Liselerde Din Dersi Eğitimi ve Ders Kitapları

Liselerde Din Dersi Eğitimi ve Ders Kitapları

Liselerde Din Dersi Eğitimi ve Ders Kitapları
 
Resmî anlayışa
göre laiklik, kesin doğru olduğu için, laiklik müslümanlığa değil; müslümanlık
laikliğe uydurulacaktı. Ve işte zorunlu din dersleri bu irâdenin eseri idi.
Çocukların ve gençlerin din adına ne okuduklarını merak ediyor olabilirsiniz.
Buyurun bu kitaplara bir göz atalım:
Meselâ, Lise
1'in Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi kitabının konuları şöyle:
-Dinin Tanımı,
Genel Olarak Din
-İlkel Dinler,
Çin, Hint Dinleri, Yahûdilik, Hıristiyanlık, Müslümanlıktan Önce Türk Dinleri ve
Müslümanlık
-Hz.
Peygamber'in Doğuşu ve Çevresi
-İlâhî Dinlerin
Allah İnancı, Ahlâk ve İnsan Anlayışı Açısından Ortak Yönleri   
-Din ve Ahlâk
-Atatürk'ün
Ahlâka İlişkin Görüşleri
-Millî Seciye
Kavramı ve Atatürk
-Millî Ahlâk
-Atatürk'ün
Fikir Cephesi
-Ahlâk ve
Sorumluluk
-Devlete Karşı
Gökevlerimiz, Kanunlara Saygı, Vergi Vermek ve Kutsallığı, Askere Gitmek,
Seçimlere Katılmak, Atatürk'ün Konuya İlişkin Görüşleri
-Temizlik ve
Doğruluk
-Savurganlığın
Zararları.
Evet, hepsi bu
kadar. Hemen her fırsatta Atatürk'ten vecizeler ve bu arada Kur'an âyetleri ve
hadislere de yer verilmiyor değil.
Lise 2'nin Din
Kültürü ve Ahlâk Bilgisi kitabına bir göz atalım:
Kapakta, bir
ressamın, frak giymiş şeyhülislâm şeklinde resmettiği papyon kravatlı 35 yaşında
bir Mustafa Kemal resmi var. İlginçtir, tüm Din Dersi kitaplarının kapak
kompozisyonu Atatürk resimleri ile süslü. Atatürkçü din dersi bu. Çünkü Milli
Eğitim'in gayesi, Atatürkçü bir nesil yetiştirmektir. Türk'ün müslümanı da
Atatürkçülüğe göre bir din anlayışına sahip olacaktır. Asıl belirleyici,
alâmet-i fârika olan şey Kemalist olmaktır. Din bu zeminde var olabilir. Bu
temel ilke ve prensiplerin dışında kalan din, "irticâ"dır.
Bu Din derslerinde şeriata yer yok, ama irticâya yer var…
Kitabın ilk
sayfasında siz "besmele"yi bekliyorsunuz ama sizi
Atatürk'ün bir sözü karşılıyor: "Hangi şey ki, mantığa, kamu yararına uygundur,
biliniz ki o bizim dinimize de en uygundur!" Ve derken İstiklâl Marşı. Onu, "Ey
Türk Gençliği..." izliyor.
Bu kitabın
konuları ise şöyle:
Ünite: İslâm
Güzel Ahlâktır. 2. Konu: Âmentü; 3. Konu: İslâm'da İbâdet; İbâdetin Ruhî ve
Bedenî Faydaları. Bunları, Ahlâk, Emir ve Yasaklar, Aile Düzeni gibi konular
izliyor. Bundan sonraki ünite, oldukça önemli ve dinin özü(!) ile ilgili:
Ünite: Milli
Birlik ve Beraberlik. Vatanın Bölünmezliği, Devletin Bölünmezliği, Devlet-Millet
Bütünleşmesi.
Ünite: Örf ve
Âdetlerimiz. 113 sayfalık kitapta doğrudan dinle ilgili sayfalar, ancak 40'ı
bulmaktadır. Onlar da çok genel anlamda yorumlanmaktadır.
Ünite:
Kötülüklerden Kaçınma ve Kötülükleri Önleme.
Ünite: Çalışmak
ve Üretici Olmak. Bölümün sonunda ise sırasıyla Atatürk'ün çalışma ile ilgili
güzel sözleri, konu ile ilgili âyetler ve hadisler yer almaktadır.
Ünite: Mutluluk
üzerine. İşte bu bölümün ilk cümlesi: "Mutluluk; Bir gol atarak takımının
gâlibiyetine sebep olan futbolcu, imtihanı kazanan öğrenci, sevdiğine kavuşan
iki kişi hep aynı şeyi söyler: "Çok mutluyum..."
Mutluluğa nasıl
ulaşacağınız şu şekilde anlatılıyor: "Günümüzde bir Gandi'yi, bir Albert
Scweitzer'i düşünelim: Birisi Hind milletine bağımsızlık, diğeri Afrika'nın
vahşi kabilelerine şifa götürebilmek için ömrünü vermiştir. Atatürk, Türk
milletini bağımsız, hür, mutlu ve huzurlu kılabilmek için ömrünü feda etmiştir."
İşte mutluluk buymuş... Scweitzer'i nereden katıyorlar bu işe onu sormak gerek.
Batılılar önce hastalık götürdüler, insanları katledip ekmeklerini alıp onları
yoksul bıraktılar... Bir batılı doktor da misyonerlik gayreti ile bölgeye
gidiyor ve bizim Din dersi kitabına örnek ahlâk sahibi, mutluluk âbidesi olarak
takdim ediliyor!
Bu kitaplar,
insanımızı müslümanlaştırmak için değil; onların dinlerini ellerinden almak için
bir hile aracı olarak gelecekte bir dönemin karakterini gösteren belgeler
olacaktır.
Ve kitap,
yedinci ünite ile son buluyor. Konu başlığı: Öğretmenlik... Meselâ, bu
kitaplarda "kâfir" kelimesinden hiç söz edilmiyor. Çünkü bu kitaba göre
yeryüzünde kâfir yok herhalde. Elbette "cihad" ve "şeriat"tan söz edilmeyecek.
32 Farz geleneği ile sınırlı, hatta onun da bozulmuşu bir yapı çıkıyor önümüze.
Din eğitimi, câmilerin durumu ile ilgili, hilâfet, imâmet, cemaat gibi kafa
karıştıran(!) kelimelere de yer verilmemiş.
Lise 3'ün Din
Kültürü ve Ahlâk Kitabı da bunlardan pek farklı değil. Kitabın ilk sözü şu:
"Bizim dinimiz akla en uygun tabii dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki; son din
olmuştur. Bir dinin tabii olabilmesi için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun
düşmesi gereklidir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur."
124 sayfalık
ders kitabı yine İstiklâl Marşı ve Atatürk'ün Gençliğe hitâbesi ile başlıyor.
Birinci bölüm İslâm ve Evren, 17 sayfa tutuyor. Kitabın bundan sonraki bölümleri
genel bilgilere
ayrılmış. Dine
ayrılan bölüm 40, Atatürkçülük ve öteki genel konulara ayrılan bölüm 80 sayfa
tutuyor. 10 sayfa tutan 3. Ünitede yeryüzündeki dinler konu alınıyor. 40 sayfa
tutan 4. Ünite ise "Türk İslâm Kültür ve Uygarlığı" ile ilgili. Bu bölümde ele
alınan konular; İslâm'da Din Bilimleri ve Türk Bilginleri, Medreseler, Türk
Milli Eğitiminin Önemi, Atatürk'ün Sanatseverliği ile ilgili.
"Türk Milli
Eğitiminin Önemi" başlığı altında ele alınan bölümde şu görüşlere yer
verilmektedir: Modern Türk eğitimi anlam ve gayesini Atatürk'ün eğitim
anlayışından almaktadır. Ulu Öndere göre, bir milleti hür, bağımsız, şanlı ve
yüce kılan da, onu esir ve sefil olmaya sürükleyen de eğitim faaliyetleridir.
Milli eğitimimizin ilk önemli özelliği, adından da anlaşıldığı üzere milli
olmasıdır, eğitim sistemimizin her derece ve türü ile ilgili faaliyetlerinde,
anayasamızda da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliği temel olarak alınır.
Eğitimin ana gayesi, milli karakterimiz ve tarihimize uygun düşen bir milli
kültür politikası izlemektir. Bu politika da iki yönlüdür. İlk olarak
tarihimizi, kültürümüzü, yüzyıllar boyunca Türk'ün tarihî tecrübesinden bize
ulaşan milli değerlerimizi genç nesillere aktarmak, öğretmek ve sevdirmek;
ikinci olarak, yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin
sınırı ne olursa olsun, en evvel ve her şeyden evvel Türkiye'nin istiklâline,
kendi benliğine, milli an'anelerine düşman olan unsurlarla mücadele etmek
gereğini öğretmek."
Bölüm şu
cümlelerle son bulmaktadır: "Özetle söylenecek olursa, Türk milli eğitim
sisteminin önemi şu temel görüşten gelmektedir: Türk milletinin bütün fertlerini
Atatürk inkılaplarına ve anayasamızda yer alan Atatürk milliyetçiliğine bağlı,
milletimizin millî, ahlâkî, insanî, mânevî ve kültürel değerlerini benimseyen,
koruyan ve geliştiren, ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye
çalışan, insan haklarına, milli, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti
olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları
davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmektir."
Elbette bu Din
dersi de bu temel felsefenin ürünü olacaktır. Türk milli eğitiminin temeli ve
alâmet-i fârikası "gökten indiği söylenen kitaplardan ilham almayacaktır!"
Atatürk'ün müslümanlara hoş gelir gibi gözüken sözleri ise, icraatta ve pratik
hayatta, o zamanın şartlarına göre söylenmesi gereken politikacı Atatürk'ün
sözleri olarak mülâhaza edilerek resmî belgelere geçen ve bizzat Atatürk'ün özel
hayatında ve düşüncelerinde ifadesini bulan din telakkîsi esas alınacaktır.

Kitabın beşinci
ünitesinin bölüm başlığı: "Atatürk ve Dinimiz." Bölüm başlıkları şöyle: Din ve
Diğer Müesseselerle İlişkileri, Laiklik, Laikliğin Temel Esasları, Atatürkçü
Düşüncede Laiklik Kavramı, Atatürk ve İslâm Dini, Dini İstismar ve Taassup
Konularında Atatürk'ün Düşünceleri, Atatürk Diyor ki! Bu bölüm, on sayfada
özetlenmiş.
Altıncı ünite,
Ahlâkî Ödevlerimizle ilgili. Son ünitede ise Adâlet, Ahlâk ve Din kavramları
üzerinde duruluyor. Kitabın son bölümleri şunlar: Hz. Muhammed'in Adâletle
İlgili Güzel Sözleri ve Atatürk'ün Adâlet ve Ahlâkla İlgili Sözleri. Altıncı
ünite 7, yedinci ünite ise 6 sayfadan oluşuyor.
Ders kitapları
boyunca en fazla iktibas edilen görüş Atatürk'ün görüşleridir. Bunu âyet ve
hadisler izlemektedir. Atatürk'ün görüşleri, hem metin aralarında, hem de ayrıca
blok olarak geniş ve uzun bölümler halinde verilmektedir.
İlköğretim ve
Liselerde (tabii İmam-Hatip Liselerinde de) okutulan Din derslerindeki konular:
Biraz İnkılap Tarihi, biraz Yurttaşlık Bilgisi ve biraz da dinlerin ortak
yönlerinden birkaç örnek; yalan söyleme, hırsızlık yapma, israf etme, âmirlerine
itaat et. Taassup yasak. Meselâ kadınların cemiyete karışmalarına karşı çıkmak
taassuptur. Atatürk taassubu reddeder, Kur'an da, peygamber de reddeder. Kur'an,
"âmirlerinize itaat ediniz" der...
Meselâ,
kitaplarda fâiz, cihad, başörtüsü, şarap gibi şeyler yok. Bir öğrenci, "mâdem
namaz farz, namaz kılmak istiyorum" dese, disipline verilir: "Ne demek
istiyorsun sen?! Din, kalp temizliğidir. İlim ibâdetten önemlidir. Nöbet
ibâdetten önemlidir!..."
Hakikatin
kaynağı ve ölçüsü, Atatürk'ün sözleri olduğu için, zorunlu din derslerinin
kaynağı da bulunmuş. Atatürk diyor ki: "Her fert, dinini, dininin buyruklarına
uymayı, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası da okuldur." Madem öyle,
haydi dinin pratikleri için okullarda açsanıza mescidleri... İşleri geldiği
yerde, işlerine geldiği kadar, işlerine geldiği zaman... İsterlerse kitaplarının
bu sayfasını okurlar, isterlerse başka bir sayfasını. Herkese göre hazır sözleri
vardır. Ne diyordu Celal Bayar: "Atatürk'ü sevmek ibâdettir." Bu adamların
gözünde Atatürkçülük bir dindir. Sevgileri bir tapınmanın tezâhürüdür. Bu
kişilerin kafasına göre Türkiye'de Kemalist teokrasi vardır. 1948'de basılan
Türk Dil Kurumu'nun Türkçe Sözlüğündeki din maddesi de öyle değil mi idi:
"Kemalizm: Türklerin dini."  Haydi öyle ise laiklik adına Atatürkçülüğü
devletten ayırsanız ya! Türbeleri ziyaret gericilikti. En büyük anıt mezarı onun
için yapıp mezar ziyaretini devlet töreni haline getirdiler.

Atatürk'ün din hakkındaki görüşleri ve dine konu olan olaylarla ilgili
düşünceleri Din dersi kitaplarında çok geniş yer kaplamaktadır. Atatürk iyi bir
müslüman mı, yoksa TSE damgalı bir dinin, Allah ve peygamberden önce ya da sonra
gelen bir diğer şartı mı?... Burada öyle anlaşılıyor ki, asıl belirleyici olan
Atatürk'tür. Çünkü Kur'ân-ı Kerim ya da peygamberin sözlerinden Atatürk ilke ve
inkılapları ile çelişenlerin bu kitaplarda yeri yoktur ve olamaz da. (9)       

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar