Skip to Content

Duanın Önemi

c

c- Duanın Önemi:
        
Her konuda Rabbine muhtaç, aciz
ve güçsüz olan kula düşen görev, güçsüzlüğünü bilerek Rabbine dua etmesi, Rabbe
yakışan da kulunun içten yaptığı duayı dilerse kabul etmesidir.
Mü'minlerin Allah'a dua
etmelerini emreden bizzat Rabbimizdir. Kur'an şöyle diyor:            
"Rabbiniz dedi ki: ‘Bana dua
edin, size icabet edeyim (karşılığını vereyim). Doğrusu bana ibadet etmekten
büyüklenenler (müstekbirler) boyun bükmüş olarak Cehenneme gireceklerdir." (Ğafir:
40/60)
Bazı insanlar kendilerini
Allah'tan müstağni görürler, Allah'a muhtaç olmadıklarını düşünürler. Onlar,
kendilerini güçlü sanan kibirli kimselerdir (müstekbirlerdir). Böyle kimseler
Allah'a dua etmeyi lüzumsuz sayarlar, buna ihtiyaçları olmadığını sanırlar.
Âyette, dua ile ibadet kavramlarının beraber anılması da önemlidir. Buna göre
dua, ibadetin bir parçasıdır ve birbirlerini bütünlerler.
Rabbimiz (cc) kullarına yakın
olduğunu, dua edenlerin dualarına karşılık vereceğini, insanların O'nun
çağrısına uymaları gerektiğini haber veriyor.[1]

Kur'an'ın bir çok âyetinde
Peygamberimize sorulan sorulara ‘söyle ki, de ki' sözüyle başlayan cevaplar
verilmektedir. Ancak bu âyette, ‘kullarım sana benden sorarlarsa ben onlara
yakınım' buyurmaktadır.  Diğer âyetlerde olduğu gibi ‘de ki' sözü
kullanılmamıştır. Buradaki yakınlık ‘dua' ile açıklanmıştır ki, bu dua'nın arada
bir aracı olmaksızın ‘Allah'a yapılması gerektiğine bir işarettir. Kul, normal
zamanlarda bir takım araçlara ihtiyaç duysa bile dua zamanı Allah ile kul
arasında hiç bir aracı yoktur. Tıpkı ibadette olduğu gibi. 
Allah (cc) kendisine ibadet ve
dua eden kullarına yakındır. Bu yakınlık elbette mecazi olup, Allah'ın kulun
ibadet ve duasına önem verdiğini, bunları boşa çıkarmayacağını, dua ve ibadette
bulunan kulun derecesinin yüksekliğini ifade eder. Allah (cc), dua eden,
kendisinden isteyen, kendisine başvuran, acizliğini, yetmezliğini idrak eden,
bağışlanma dileyen kulunu sevmektedir. Çünkü dua etmek, bir anlamda Rabbe itaat
ve boyun eğmektir, O'nun yüceliğine iman etmektir, O'nun her şeye gücünün
yettiğini itiraf etmektir.
Kulun bu şekilde davranması
iman ve teslimiyettir.
Dua etmeyen kullarına karşı
Allah'ın sitemi şöyledir:
"De ki: ‘Sizin duanız
olmasaydı, Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız;
artık  (bunun azabı) kaçınılmaz olacaktır." (Furkan: 25/77) 
Hakk dini yalanlayan kimseler
dua etmekten de kaçınırlar. Çünkü öyleleri yakaracak, çağıracak başka ilâhlar
bulurlar. Hallerini onlara arzederler, yalancı ilâhların onların imdadına
koşmalarını beklerler. İman edip te Allah'a yakaran kulların dereceleri ise
Allah'ın dilediği yere kadar yükselir.
Dua eden kulun kalbi Allah'tan
başka bir şeyle  meşgul olursa, duası amacına ulaşmaz. Nefsin istekleri,
Allah'ın dışındaki sevgiler ve amaçlar, duayı hedefinden uzaklaştırır. Dua'nın
ihlas, samimiyet, alçak gönüllü bir halde olması gerekir. Kişi, kendi arzularına
esir olduğu müddetçe Allah'a bu anlamda yaklaşamaz, arzular sürekli engel
olurlar. Kur'an şöyle emrediyor:
"Rabbinize yalvara yalvara
ve içten dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez. Düzene konulmasından sonra
yeryüzünde bozgunculuk (fesat) çıkarmayın; O'na korkarak ve umut taşıyarak dua
edin. Doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır." (A'raf:
7/55-56)
Bu şekilde yapılan bir dua
Allah'a yakınlık aracıdır ve ibadetlerin en üstünüdür. Peygamberimiz (sav)
‘dua ibadetin iliğidir (özüdür)'  buyurmuştur.[2]

Yine Peygamberimiz (sav) ‘Dua
ibadetin kendisidir' diyerek Mü'min: 40/60. ayeti okudu.[3]

İslâmda dua'nın önemine ve
ibadet olarak faziletine ait sayısız hadis vardır. Bu hadislerde dua etmenin
önemi, ne zaman nasıl ve hangi yöntemlerle dua edileceği, kimlerin duasının
kabul olunacağı, hangi kelimelerle dua etmenin daha iyi olacağı, dua'nın kulun
hayatına getireceği şuuru, rahatlığı, dua ile Allah'ın yapacağı bağışları
bulabiliriz.

[4]

        

 

[1]
Bakara: 2/186.

[2]
Tirmizí, Daavât: 1, Hadis no: 3371, 5/456.

[3] Ebu
Davud, Salat, Hadis no: 1479, 2/76; İbni Mace, Dua: 1, Hadis no: 3828,
2/1258. Ahmed b. Hanbel, Müsned: 4/267, 271, 276; Tirmizí, Tefsir: 42, Hadis
no: 3247, 5/374.

[4]
Hüseyin K. Ece, İslam'ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 151-153.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar