Skip to Content

a- Allah'ın Şâkir-Şekûr Olması

a

a- Allah'ın Şâkir-Şekûr Olması
 
Kulun Allah'a şükretmesi, O'nun
verdiği ni'metleri bilmesi ve bunu bizzat kulluk yaparak, Allah'a itaat ederek
yerine getirmesi şeklinde görülür. Ancak Allah'ın ‘Şâkir veya Şekûr' olması
böyle değildir. Allah'ın kullarına şükrü, onları bağışlaması, amellerinin
karşılığını vermesi ve onları övmesi, kullarının az da olsa şükürlerinden râzı
olmasıdır.
Allah hakkında kullanılan
‘şâkir ve şekûr' kelimelerinin yalnız değil de ‘Ğafûr, Halîm ve Alîm'
sıfatlarıyla beraber gelmeleri dikkat çekmektedir. Allah (c.c.) Şekûr'dur. Yani
kullarının az amellerine karşı çok mükafat verendir, ecirlerini kat kat
artırandır. Bir başka deyişle şekûr, Allah'ın kullarını bağışlaması, amellerinin
karşılığını vermesi ve onları övmesidir. Kullarından gelen az bir şükre râzı
olması da Allah'ın ‘Şekûr' olmasının bir sonucudur. Allah (c.c.) kullarından
gelen az şükre râzı olarak onları çok şükre teşvik etmekte, az da olsa şükrü
küçümsemeyip bu görevi yapmalarını istemektedir.
Allah kullarının ecirlerini
noksansız öder ve kendi fazlından onların ecirlerini daha da artırır. Çünkü O
Ğafûr ve Şekûr'dur; bağışlayandır ve şükrü kabul edendir (35/Fâtır, 30,
34).          
Allah iyilik edenlerin
iyiliğini artırır. Çünkü O Ğafûr ve Şekûr'dur (42/Şûrâ, 23). Kim, kendisine farz
kılınan ibadetlerin fazlasını gönülden yaparsa, onun karşılığını alır. Çünkü
Allah (c.c.) Alîm'dir (bilendir) ve Şekûr'dur (şükrün karşılığını verendir)
(2/Bakara, 158). Şu âyette de aynı sıfat Halîm ismiyle beraber kullanılmaktadır:
"Eğer Allah'a güzel bir borç verecek olursanız (Allah rızâsı için ihtiyaç
sahiplerine infak eder veya  fâizsiz borç verirseniz), onu sizin için kat kat
artırır ve sizi bağışlar. Allah Şekûr'dur (şükrü kabul edip çok ihsan edendir),
Halîm'dir (ceza vermekte acele etmeyendir)."  (64/Teğabûn, 17).
Allah'a güzel bir şekilde borç
vermek, O'nun yolunda malı içten gelerek, severek ve isteyerek infak etmek,
karşılıksız borç vermek şeklinde tefsir edilmiştir. Allah (c.c.), kuluna verdiği
maldan infakta bulunmasını istiyor, bunun da karşılığını bol bol veriyor. Kul,
şükrünü noksan yaptığı zaman da ona ceza vermekte acele etmiyor, ona hilimle
(yumuşaklıkla) davranıyor. Aynı ifadeyi Kur'an'da iki yerde daha görmekteyiz
(2/Bakara, 245 ve 57/Hadid, 11). Kullar, şükrün bir ifadesi olarak Allah'ın
kendilerine verdiği maldan ihlaslı bir şekilde O'nun yolunda harcarlarsa,
Allah'a borç verirlerse; Allah da bunun karşılığını kat kat öder. Çünkü O, şükrü
karşılıksız bırakmaz.
‘Şâkir' sözlükte şükreden
anlamına gelmekle beraber Allah hakkında kullanıldığı zaman, tıpkı ‘Şekûr' gibi
şükrün karşılığını, şükreden kimseyi bilip ona hak ettiği mükafatı veren demek
olur. Bunun için Kur'an'da iki âyette ve Alîm sıfatıyla birlikte geçmektedir.
Bunun Alîm sıfatıyla  birlikte kullanılması, bu ismin yanlış anlaşılmasını
önlemekte, kulun yaptığı şükrün Allah tarafından bilinip karşılığının verileceği
açıkça bildirilmiş olmaktadır (2/Bakara, 158).   
"Eğer şükreder ve iman
ederseniz, Allah size ne diye azap etsin? Allah, Şâkir'dir (şükrün karşılığını
verendir), Alîm'dir (bilendir)" (4/Nisâ, 147)

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Son yorumlar