Skip to Content

Ölümü Düşünerek Dirilmek .

Ölümü Düşünerek Dirilmek

Ölümü Düşünerek
Dirilmek 

               
İnsan açısından ölüm, Allah'ın
mümît isminin tecellî etmesiyle, ecel denilen belirli bir zamanda, ruhun
bedendeki tasarrufuna son verip vücuttan ayrılması olayına denir. Ölüm, insan
için yok olmak değil; bir âlemden diğerine intikal etmektir, bir hicrettir,
fânî/ölümlü dünyadan ebedî hayata göç etmektir.
Ölüm, hiçbir zaman, anladığımız
şekilde "ölmek" değil; gerçekte "dirilme"dir, hayat bulmadır, uykudan
uyanmaktır. Hayatın kaynağını örten maddî perdelerden sıyrıldıktan sonra,
insanın gerçeği en çıplak şekliyle tanıması nasıl ölmek olabilir? Ölmek, geçici
ve gölge bir hayat olan dünyadan göçmekten ibarettir. Dünya hayatında diri
olabilenler, ölümle daha bir diriliğe kavuşur ve "sıla"sına kavuşmuş, gurbetten
kurtulmuş insanların sevincini yaşar, özlemlerini giderirken, dünyada ölü
olanlar ise, ölmekle acı bir dirilmeyi tatmakta ve gerçek hayatın ne olduğunu
görmektedirler. Peygamberlerin getirdiği hayat verici nefeslerle (8/Enfâl, 24)
dirilemeyenler, Kur'an'ın deyişiyle, akılları çalışmayan, gözleri görmeyen,
kulakları işitmeyen, gerçek hayata sahip olmayan "ölüdürler."      
                 
Allah'ın 99 esmâü'l-hüsnâsından
biri, "el-Mümît"tir. El-Mümît, canlı mahlukların ölümünü yaratan anlamına gelir.
Hayatı nasıl Allah veriyorsa, ölümü de yine O yaratmaktadır. Allah'ın
hayatı/diriliği ve ölümü yaratmasının sebebi, Kerîm Kitapta şöyle açıklanır:
"O (Allah), hanginizin daha güzel amel işleyeceğini denemek için ölümü ve hayatı
yarattı." (67/Mülk, 2).  Ölüme göre hayatı/dünyayı önceleyen ters gözlüklü
insan, bu âyetteki ifadede bir terslik varmış gibi görebilir. Çünkü diğer
canlılar gibi insanlar da, önce yaşar sonra ölürler; ama âyette önce ölüm, sonra
hayat denilmiş. Burada Allah bize işaret yoluyla şunu anlatıyor: "Hayatı
anlamak, doğru ve güzel yaşamak istiyorsanız, önce ölümü anlamalısınız!" İnsanın
hayatı nasıl anlamlandırdığı, her şeyden önce ölümü nasıl anladığına bağlıdır.
Eğer siz ölümü bir bitiş ve yok olma  şeklinde anlarsanız, hayatı da "nasıl olsa
ölüm var; o halde ölmeden önce ne yaparsam kârdır" anlayışıyla değerlendirir ve
öyle yaşarsınız. Ama ölümü bir bitiş değil de, aksine bir diriliş ve gerçek
hayat olarak anlarsanız, o zaman hayatı; "en ince teferruatına kadar hesabının
verileceği bir olay"  olarak kabul eder ve o şekilde yaşarsınız. Herhangi bir
şey yapmadan önce, onun hesabını yapar, hesaba çekileceğiniz bilinciyle hesaplı
ve ölçülü davranırsınız. İkinci anlam olarak, doğru bir gözlükle baktığımızda
görürüz ki canlılar, varlık sahasına çıkmadan önce ölü idiler. Yani, ölüm
hayattan önce var kılınmış, daha önce yaratılmıştı. Hayat Kitabımız, bu gerçeği
şöyle vurgular: "Allah'a karşı nasıl küfr içinde olursunuz ki, siz ölüydünüz,
size hayat verdi; sonra sizi öldürür, sonra da diriltir." (2/Bakara,
18)       

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Son yorumlar